Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh
Garb mukallidi Kemalistler Cumhuriyet’ten günümüze dek bizlere yanlış veya yarım yamalak bilgiler tedris ettiler. Her alanda Osmanlı tarihini eksik izah ettiler. Yanlış garb kültürüne, geleneklerine ve kendi kafalarına münasib bir tedrisad nizamı tesis ettiler. Masonların ve emperyalistlerin ekmeğine yağ sürerek dinsiz garb özentisi tedrisata ”modernlik, çağdaşlık” dediler.
Bunlar Cumhuriyeti bina eden masonlar ve Sabetayist yahudiler (Dönmeler) idi: Ziya Gökalp, Diktatör Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Emmanuel Karasu, Cavid Bey, Halide Edib Hanım, Moiz Kohen (Tekinalp) ve daha niceleri… Sahih ve objektif tarihi yok ettiler. Şanlı Osmanlı’dan kalan muazzam büyüklükteki 500 senelik kütübhaneleri yaktırdılar, 1929 senesinde muşamba kağıdı yapıp Bulgaristan’a sattılar. Tüm bunlar gösteriyorki Osmanlı’nın, yani şanlı ecdadımızın iman ve kudret dolu olan yüce tarihlerini bizimle alakası kalmaması için silib atmaya gayret ettiler.
Hiçbir Osmanlı Padişahı’nın dinin gereklerinden çıkmayarak yaşadığını göreceksiniz. Halbuki Garb destekli kukla Laik/Kemalist rejim bize ceddimizi, kendi tarihimizi kötüleyerek ve eksik izah ediyor; zira bizi İslami geçmişimizden koparmaya, şanlı ecdadımızı bizlere unutturmaya çalışıyorlar. Gençler o mübarek faziletli tarihlerini talim etseler ister istemez Allah’ın ahkamını, telakkiyi, güzel ahlakı, ilmi, irfanı da muhakkak ki bulacaklardır ve Şeriat Devletini tercih edeceklerdir. Eee, tabi ağaç yaş iken eğilir.
Ve Tedrisad sistemi hâla Garb yanlısı Laik/Kemalistlerin elinde…
Cumartesi, Temmuz 12, 2008, 10:16 pm üzerinde
Bikere Osmanlı Padişahları içinde içki düşkünü olup kadın manyağı padişahlarda vardı.ikincisi yay-jeep erdoğan yönetiminde osmanlılara ait cumhuriyet arşivindeki belgeler yakılmak istendi bulgaristan satın aldı 2 katı fiyatına siz ne saçmalıyosunuz.
Pazartesi, Temmuz 14, 2008, 6:08 pm üzerinde
deniz gezmiş isimli kardes
her seyi oku arastir ama kafani ferah tutarak yorumla
yani tarafsiz olarak
ilk okuldayken bende senin gibiydim arastirdikca
bu adami sevmez oldum arastirdikca mantigimida kullandim
ve bende bu adamin ingiliz ajani olduguna inandim
ve bu adamdan nefret ediyorum artik.
—-
Pazartesi, Temmuz 14, 2008, 6:09 pm üzerinde
site sahiplerine
keske yazilari daha sade aktarsaymissiniz okurken can SIKIYOR.
Pazartesi, Ağustos 4, 2008, 5:12 am üzerinde
Islamiyetde münafiklik yoktur, yalan ve karalama yoktur oysa sizler,,,Bu filimi hazirlayanlar Insanligin temel kuralini bilmediginiz gibi Kuran- i da bilmiyorsunuz.
Araplarin Vahabi kültürünü kabul edenler ve onu yasatmaya calisan soytarilar,,, Osmanli cöküsünde Türkü arkasindan vuran araplardir.
Müslüman din kardesi dediginiz bu insanlar, Ingiliz ve fransizlarla bir olmus türk ü kilictan gecirmistir.Islamiyet adi altinda din sömürüsü yaparak Türk ün Atasina, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusuna asilsiz yalanlarla
camur atmak isteyenler kendinize iyi bakin…
Bugun Bagimsiz bir ulkede yasiyorsaniz, Müslümanim diyorsaniz, Cocuklarinizi kuran kursuna gönderebiliyorsaniz,Türk dil ve kulturunu ögretebiliyorsaniz ve yurt disi seyahatlerinizde TC pasaportu ile seyahat edebiliyorsaniz vs.vs saymakla bitmez.. Bÿün bunlar Atatürk sayesindedir.Atatürk olmasaydi
Bu ülke ingilizin, Fransizin vs bu ülkeyi isgal edenlerin elinde olmus olsaydi sen hasan , huseyin veli olmayacak, annende fatma , ayse adinda olmayacakdi.Bu ülke Ataturk sayesinde kurtulmus olmasaydi Din inancin ne olur bilinmez ama , sen ibne ananda onun bunun kucaginda gezen faise olacakti…Sükret Böylesine büyük birsahsiyet seni ne ibne yapmis nede anani faise. sena kendi ülkende
dil, din ve özgür yasama hakki vermis.. sükret
sükret… insan olmayi ögrenin sonrada cikip müslümaniz deyin..Bugun AKP iktidardadir.Ërdogan ve Gül takimi islamiyetden bahseder, Atatürk ikelerine karsidirlar. Bu müslumanim diye gecinen sahsiyetsizler ûlkeyi soyan, satancocuklarini ve yakinlarini zengin edenlerin neresi musluman.. gec hemserim gec Burasi Turkiye Cumhuriyeti. Bu ülke Ataturk devrimlerine ve ilkelerine bagli kalacaktir.Bu ülke insani Türktür, Türk kalacaktir.Arabin kalemsörlügünü yapan ibneler Arabistan a gidiniz
karilarinizi kizlarinizi Onlara siktirin
Salı, Ağustos 19, 2008, 12:50 pm üzerinde
http://rapidshare.com/files/138477147/kyataturk.pdf.html
okumaninizi tavsiye ederim
ilginc.
Perşembe, Ağustos 21, 2008, 2:29 pm üzerinde
aşağılık cemaatçiler,islam’ı mahveden islam’ın bu hallere düşmesine neden olan pislik yobazlar…!
sizin şeyhlerinizin hepsi yahudi dönmesi…!
şeyh nazım kıbrısi yahudi dönmesi,soner yalçın bunu yazdı…
said-i nursi isfahan yahudisidir…
aşağılık cemaatçi köpekler….
Perşembe, Ağustos 21, 2008, 2:32 pm üzerinde
FETUULAH MI FİTNETULLAH MI ?
Kürşat Yılmaz’ın, devlete çöreklenmiş ve artık bir kanser uru gibi ameliyat zamanı gelmiş Fetullahçı şebekeyi ifşaatı
Halen, Tekirdağ 1. nolu F tipi ceza evinde bulunan eski ülkücü militanlardan ve mafya babalarından Yakup Kürşat Yılmaz’ın
•a) Kendi el yazısıyla yazdığı
•b) Ve yine kendi eliyle bizzat imzaladığı
•c) Tam 16 sayfa tutarındaki
•d) Kendi avukatına, kamuoyuna açıklansın diye faksladığı
•e) Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulundan, Genel Kurmay Başkanlığına kadar pek çok yetkili makama ulaştırıldığı
•f) İnternette açık istihbarat sitesinin noktası virgülüne aynen yayınladığı aşağıdaki, konuları ifşa eden; insaflı, izanlı ve vicdanlı itiraflarını dikkatle ve ibretle okuyun.
1- Fetullahçıların Emekli GKB. Hilmi, Özkök’ü niye ve nasıl Cumhurbaşkanı yapmaya çalıştıklarını Nokta Dergisinde yayınlanan “Emekli Generallerin günlükleriyle, Hilmi Özkök’ün “Derbecilere direnen demokrat kahraman” görüntüsüyle kamuoyuna niçin taşındığını?
2- CIA güdümlü Fetullah Gülen şebekesinin, Emniyet, Yargı, Ordu ve Bürokraside nasıl kadrolaştıklarını ve Hanefi Avcı’yla yakınlaştıklarını?
3- Fetullahçı Emekli Albayların, yine Fetullah güleni aklayan 1. nolu DGM başkanı Orhan Karadeniz’le dostluklarını?!
4- Sicili bozuk eski ülkücü mafya babalarını Emniyet ve Yargı şantajıyla hangi kirli işlerde nasıl kullandıklarını?
5- AKP içişleri Bakanı Abdulkadir Aksu’nun ve Bucak Aşireti mensuplarının Fetullaçılık şebekesine katkılarını?
6- DYP’li eski Bakan ve ülkücü Meral Akşener ve ağabeyi eski MHP İzmit İl Başkanı Nihat Gürel’in, Abdulkadir Aksu’yla süren irtibatlarını?
7- Antalya Manavgatlı İsmail Hoca diye tanınan Fetullahçının Paşalar, Bürokratlar, Yargıçlar, Parti Başkanları ve Bakanlar katındaki ağırlığını ve saygınlığını
8- Bu Fetullahçı İsmail Hoca’nın gerektiğinde özel uçakla Kuzey Irak’a giderek (Amerikalı ve İsrailli yetkililer ve Kürt liderlerle) ziyaretler yaptığını!
9- Bu şebekenin: İstedikleri Orgenerali Genel Kurmay Başkanı yapacak veya engel olacak kadar kendilerini güçlü sandıklarını ve şımardıklarını! Neden Yaşar Büyükanıt’a karşı Hilmi Özkök’e yakın durduklarını?
10- Bazı Paşaların, Kuvvet Komutanlarının ve yüksek bürokrat ve yargıçların gizli telefon konuşmalarını kaydedip, Hilmi Özkök’e ulaştırdıklarını!
11- Partilere, gazetecilere, hükümetlere ve özellikle Fetullah Gülen aleyhinde hareket edenlere hangi yollarla ve ne tür şantajlar dayattıklarını!
12- Fetullahçı gazete ve televizyonları, bankaları ve finans kurumlarını, kendilerine bağlı şirket ve işadamlarını bu maksatlar için nasıl kullandıklarını?
13- (Büyük Birlik Partili muhbirler gibi) Ülkü Ocaklarında ve MHP saflarında ve önemli noktalarda hala resmen görevli bazı şahıslarla, Fetullahçı Şebekenin nasıl ilişki ve işbirliği kurduklarını?
14- Fetullah Gülenin ve şebekesinin tehlikelerine dikkat eden ve bunlara zarar veren kimselerin hangi şeytani komplolarla ve nasıl cezalandırıldıklarını ve bunu da çevrelerine “Hoca Efendi hazretlerine dil uzatanları, ilahi bir belaya çarpıldıkları” şeklinde psikolojik bir baskı ve reklam aracı olarak sürekli anlattıklarını ve saf insanları etki altına aldıklarını?
•15- CIA ve MOSSAD’ın, Fetullah örgütlenmesi üzerinden Türkiye Cumhuriyeti devletini ve Hükümetini nasıl kuşatıp kıskaca aldıklarını ve Siyonist hedefleri için yararlandıklarını?
•16- Amerika’da sığıntı olarak yaşayan Fetullah Gülen’in bütün bunlardan elbette haberi bile olmadığını, olamayacağını, bu işlere aklının yatmayacağını ve onun çapını çok aştığı; ancak bilerek Amerika’ya ve Yahudi odaklara kiraladığı sahte karizmanın ve onun adına oluşturulan hıyanet mekanizmasının nasıl kullanıldığını?
•17- Din baronlarıyla rantiye patronlarının; cemaat başlarıyla Cumhurbaşkanı adaylarının; bakanlarla mafya babalarını; bazı üst düzey emekli subaylarla sabataist masonların; şöhret, etiket ve servet aşkına nasıl kol kola girip ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine hizmet sunduklarını?
•18- “Hizbullah’a büyük darbe” diye sunulan, suni bir gündemle kamuoyu avutulan Konya merkezli Emniyet operasyonlarının, dikkatleri başka tarafa çekip, Fetullah-CIA bağlantılı hangi gelişmeleri perdelemek için yaptırıldığını!
19- Türkiye’de “laik ve demokratik” kılıflı bu gizli Siyonist sömürü sisteminin nasıl tıkandığını, Atatürk’ten sonra Milli Bağımsızlık rayından adım adım mandacılığa kaydırılan Cumhuriyetin nasıl can çekişme noktasına taşındığını!
Birinci ağızdan, belgeleriyle ve şahitleriyle okuyun ve sonra oturup ne hale geldiğimizi ve hangi badirelere sürüklendiğimizi anlamaya çalışın!
Bu denli ayrıntılı, canlı kanıtlı ve tutarlı bir yalan uydurulamaz. En adi bir insan bile kendi dostlarını ve akrabalarını da işin içine katarak, böyle bir iftira senaryosu hazırlayamaz.
Ama her şeye rağmen “Bu da bir komplo teorisidir” diyenler çıkarsa bu ifşaat ve iftiralarda ismi geçen kahramanların inandırıcı ve detaylı açıklamalar yapmaları kendilerini aklamaları beklenir.
Ve ey yetkili ve etkili kesimler,
Ve Ey Milli duyguları ve İslami duyarlılıkları hala körlenmeyenler,
Yarın çok geç olabilir!
Kozadan Kelebeğe:3, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yy. Aralık 2002.
“Küresel Barışa doğru” s. 131′deki:
“Herkes kelime-i Tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümünü, yani ‘Muhammed Allah’ın Resulüdür’ kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere bile rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır”[1]
“Küresel Barışa Doğru”, s. 45′deki:
“Yahudi ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler, ya Hazreti Muhammed (sav) döneminde yaşayan; yada kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.”
Sözleriyle
a) Yahudi ve Hıristiyanlarla yakınlaşmak ve diyalog kurmak aşkına, Hz. Peygamberimize ve O’na gelen Kur’anı kerime iman ifadesi olan “Muhammedün Resulüllah” kısmını inkar edenlere merhamet ve muhabbet etmeyi önerecek kadar, Yüce Dinimizi temelinden tahribe yönelen
b) Kur’anda Yahudi ve Hıristiyanların gizli niyetlerini ve kirli mahiyetlerini açıklayan ayetlerin, binlerce sene önceki Yahudi ve Hıristiyanları anlattığını, iddia ederek, bu günkü Haçlı emperyalist Hıristiyanları, ABD ve AB’nin barbarlıklarını ve yine Siyonist İsrail’in vahşet ve fesatlıklarını mazur ve meşru göstermeye gayret eden Fettullah Gülen denen adam ve din istismarcısı CIA bağlantılı kadrolarından, bunlardan daha beterleri beklenir.
Fetullah’ın Fettanlığı
09.04.2007 tarihinde yayınlanan “Kaos, kadrolaşma, ordu ve okullar” başlıklı röportajında tam bir ustalık ve utanmazlıkla: sinsi pisliğini ve kirli kişiliğini, karşıtlarının üzerine yıkan ve dolaylı da olsa kendi ruh röntgenini ortaya koyan Fetullah Gülen şöyle diyordu:
“Ayrıca, eskiden tehlike daha çok dışarıdan geliyordu; Birinci Cihan Harbi’nde, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi düşman belliydi ve düşmanlık da açıktan açığa cereyan ediyordu. Mesela, İstanbul’u işgal ettikten sonra Şam’da Selahaddin’in mezarının tekmelendiği haberini de alan İngiliz General “Ey Selahaddin, Haçlı Seferleri daha yeni bitti!” demek suretiyle şecaat arz ederken sirkatini söylüyor; Osmanlı’nın mağlubiyetini İslam’ın sonu, haçın zaferi olarak ilan ediyordu. Dolayısıyla, o günlerde bu millete kastedenler belliydi, âşikardı. Fakat, bir dönemden sonra saldırılar içeriden gelmeye başladı. Nur Müellifi’nin yaklaşımıyla, “eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz.. çünkü düşmanı sezemez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder.” Evet, artık, “Türk Milleti” diyen, “vatan, ülke, ülkü, bayrak” sözlerini dilinden hiç düşürmeyen ve hatta “din, iman, Kur’an” fedaisiymiş gibi arz-ı endâm eden bir sürü eli kanlı insan bozması var meydanlarda. Bunlar “milli ruh” diye diye milletin önüne kuyular kazıyorlar, “ruh kökü”nden bahsederken milletin kökünü kesiyorlar ve toplumu ruhsuzlaştırarak, kalpsizleştirerek kimseye sezdirmeden en sinsi planlarını uygulayabiliyorlar.”
AKP iktidarını hayırlı ve başarılı göstermek ve bu dönemdeki bütün tahribatları gizlemek ve Siyonist sömürü hakimiyetine hizmet etmek için de şunları söylüyordu:
“Fakat, Türkiye’de ne zaman işler iyiye doğru gitmişse hemen bir provokasyonlar silsilesinin sahneye sürüldüğü de açıktır. Hiç unutmuyorum, daha altmışlı-yetmişli yıllarda dinlediğim bir ekonomi profesörü bu hususa dikkat çekiyor ve “Türkiye ne zaman az belini doğrultur, bir kısım engebeleri aşar ve bazı konularda da olsa dünya ile rekabet edecek hale gelirse, dış mihraklar hemen harekete geçirilir, içerideki bir kısım odaklar tahrik edilir; anında ülkede bir terör atmosferi oluşturulur ve her şey elden gidiyormuş gibi bir hava estirilir.” diyordu.”
“Bazıları yine kıyamet senaryoları yazıyor ve o çok korkunç oyunlarını sahneye sürüyorlar. Bazıları Mehdi’nin, İsa-Mesih’in gelişini dünya dengelerinin tamamen bozulmasına bağlıyor ve dünyayı kurtaracak kişi veya düzenin gelmesi için yeterince kan akmasının lüzumuna inanıyorlar. Böyleleri, karanlıktan medet umuyor, düzenin kaostan çıkacağını sanıyor ve dolayısıyla da yeryüzünün hercü mercle, fitne ve fesatla dolması gerektiğini düşünüyorlar. Aslında bu, bir hezeyandır, bir cinnettir. Bu saçmalıklara inanan kimseler ya hırs, kin ve nefret duygularıyla gözlerini kör etmişler, görmüyorlar.. ya da bunlardan her biri acilen tedavi görmesi gereken bir akıl hastası. Heyhat ki, bu akıl hastaları bugün dünyanın pek çok yerini kan gölüne çevirdikleri gibi bizim ülkemizi de kanlı bir arena haline getirmek için her yolu deniyorlar.”
Demokrasi bahanesiyle devletimizin dejenerasyonuna Diyalog dalaveresiyle Yüce Dinimizin tahribatına ve küreselleşme diye halkımızı Siyonist Deccal Düzenine köle yapılmasına karşı çıkan onurlu ve şuurlu oluşum ve kurumları bakınız nasıl karalıyordu:
“Demokrasi kültüründen bîhaber bazı hazımsız ruhlar, kendileri gibi düşünmeyen insanların demokratik hak ve hürriyetlerden istifade etmelerini çekemiyorlar. Hele bir de bunlar, dine mesafeli duran kimselerse, halkın dinî vazifelerini yerine getirmesine, kendi duygu ve düşüncelerini seslendirmesine, insanların kendilerini ifade etmelerine asla tahammül gösteremiyorlar. Dolayısıyla, içlerindeki bu hazımsızlık sebebiyle sürekli müdahale duygularıyla dolup boşalıyorlar, müdahale düşünceleriyle oturup kalkıyorlar. Şayet umumi hava istedikleri gibi bir müdahaleye müsait değilse, hemen bir sürü kavga sebebi icat ediyor, ne yapıp edip kötü emelleri için zemin hazırlıyorlar. Kargaşaların, kavgaların ve anarşinin gölgesinde yeni bir fevkalâde hale zemin hazırlıyor ve o fevkalâdeliği kullanarak gönüllerine göre bir düzen tesis etme hayalleri peşinde koşuyorlar.”
İslamiyeti emperyalizmin Müslümanları uyuşturma aracı haline getirip, dinimizin temelini dinamitleme girişimlerine direnen kesimlere “din düşmanı” diye saldırıyordu:
28 Şubat öncesi televizyona çıkıp, Erbakan Hocayı kastederek:
“Şimdi Türkiye’yi idare edenler, ekonomi ve anarşi konusunda ve dış politikada başarılı olsalar da, muhalefetle iyi geçinmeyi becerememişlerdir.
Dini şov malzemesine çevirip istismar etmişler ve ülkeyi gerilime sürüklemişlerdir.
Türkiye’de Kahtı Rical (yetişmiş ve yetenekli yönetici) kıtlığı çekilmektedir.
Bu hükümet derhal bırakıp gitmelidir.
Cumhuriyet ve laiklik şimdiye kadar hiçbir dönemde bu denli tehlikeye girmediği için, onu korumakla görevli kesimler, haklı olarak sesini yükseltmektedir!..
-Şeriat Kur’an’da sadece bir yerde geçmektedir (?!)
-Şeriatın % 95′ni oluşturan iman, ibadet ve şahsi muamelat kısımlarını bugün Türkiye’de tatbikini engelleyen bir durum yoktur. Geri kalan %4-5 kadarı da hukuk kısmıdır ki bu sadece idarecileri ilgilendirir. Fertle alakalı değildir.
-Sadece Erbakan’ın Başbakanlığı döneminde tek bir İmam Hatip açılmamıştır. Bu bir nasip meselesidir. Diğer bütün başbakanların döneminde açılmıştır.
Şu anda İmam Hatip’lerde ihtiyacın çok üzerinde bir yığılma görülmektedir. Bu ihtiyaç fazlası farklı merkezlere yönelerek rejim için tehlike arz edebilir. Rejimi korumakla görevli kurumların haklı hassasiyeti de bu yüzdendir.
“Dine ve dindarlara karşı cibilli olarak tavır alan bazı kimseler, bizi de dini kimliğimizden ve belki dine faydalı olduğumuzu düşündüklerinden dolayı vurmak istiyorlar. Millet adına hayırlı faaliyetlerde bulunacak insanları gericilikle suçlayıp sindiriyor ve onların önlerini kesiyorlar. Aslında bunların çoğu, “radikal müslüman” derken de, “aşırı dinci” diyerek sadece bir kesimden söz edermiş gibi yaparken de bizzat İslam’ı hedef alıyorlar, ama İslam’a açıktan açığa saldırmak ve müslümanlığa karşı düşmanlıklarını izhar etmek istemediklerinden “şucular, bucular” demekle yetiniyorlar. İçlerindeki kin, nefret, hazımsızlık ve kıskançlık hislerini bastırmayı bazı kimseleri bitirmeye bağlıyor ve bu emellerini gerçekleştirmek için de daha güçlü bir dayanağa yaslanmaya çalışıyorlar. Daha doğrusu, bizi başa çıkamayacağımızı düşündükleri ve vurdukları zaman bir daha belimizi doğrultamayacağımıza inandıkları bir güçle karşı karşıya getirmek istiyorlar. Yalan ve iftiralarla dolu haberler neşrediyor, hakkımızda irticâ yaygaraları koparıyor ve hemen her zaman bunu büyük ölçüde kötüleme, sindirme, yok etme malzemesi olarak kullanıyorlar. Evet, bütün bunları yaparken toplumda paranoyalar oluşturmak suretiyle, “aman bunlar tehlikelidir” havasını estirerek devletin bazı kurumlarını karşımızdaymış gibi göstermeye ve bazı devlet memurlarını da üzerimize salmaya çalışıyorlar.”
-Kesintisiz 8 yıllık eğitim zannedildiği gibi bir tehlike değildir. İsteyen ortaokuldan sonra da İmam-Hatip’e gidebilir. Bu girişim şer gibi görünse de ileride belki de hayırlara vesiledir.
-Millî Güvenlik Kurulu bir anayasal kurumdur ve kendi İçtihatları gereği ülke ve rejim için tehdit ve tehlike gördükleri hususlarda tedbir ve teklif getirmeleri elbette sorumlulukları gereğidir ve bu içtihatları yanlış bile olsa kendilerine sevap getirir. Bu konuda daha çok söylenecek söz vardır. Ama toplumun bazı kesimleri bunları hazmetmeye henüz hazır değildir.”
Diyecek kadar:
Milli ve yerli siyasete savaş açan
Siyonist güdümlü masonik siyasete zağarlık yapan
İmam Hatip düşmanlığını, 8 yıllık eğitim tahribatını pervasızca savunan
Tarihi D-8′leri kuran, ekonomik ve sosyal dengeleri rayına oturtan ve İsrail’i korkutmaya başlayan Erbakan Hükümetine karşı tezgahlanan dış güdümlü 28 Şubat darbesini ve destekçilerini haklı görecek kadar şımaran ve şaşkınlaşan Fetullah Gülen, şimdi Emekli Oramiral İlhami Erdil’in yolsuzluk iddiasıyla yargılanması karşısında içinin yandığını söyleyerek sahtekarlık sergiliyor.
“Bu açıdan düşününce, -bir röportajda- Erdil Paşa’yı eşi ve kızıyla birlikte sanık sandalyesinde iki büklüm görünce çok üzüldüğümü söylemiş ve ortaya konan üslubu tenkit etmiştim. Hukukun gereği de ihmal edilmeden daha yumuşak bir yol, daha az rencide edici bir üslup bulunabileceğini düşünmüştüm. O mahkeme haber yapılırken su-i zanların nerelere kadar gidip dayanabileceğinin de medya organları tarafından hesaba katılmasını dilemiştim. Evet, hak ve adaletin yerini bulması çok önemlidir ve adalet karşısında herkes eşittir. Ancak bu arada, yargı önüne çıkarılanların insanî durumları da söz konusudur. Kanaatimce, birbirine karıştırılmadan bu iki hususun icapları da yerine getirilmelidir.
Rivayet edilen şu hadise bu hakikati destekler mahiyettedir: Bir gün Hazreti Ömer Efendimiz, valilerini Mescid-i Haram’da toplar, herkesin huzurunda onları hesaba çeker ve halkın şikayetlerini dinler. Halktan biri, bir valinin kendisine haksız yere yüz kırbaç vurduğunu söyler. Hazreti Ömer (radıyallahu anh) meseleyi araştırır; valiye kısas uygulanmasına ve vurduğu kırbaç sayısınca ona da vurulmasına karar verir. Bunun üzerine Amr bin Âs hazretleri, “Eğer böyle yapmaya kalkarsan, şikâyetlerin ardı arkası kesilmez. Arkadan gelenler de senin yaptığını aynıyla uygularlar; böylece idarecilik müessesesinin itibarı gider ve milletin kendi başındaki insanlara güveni kalmaz.” deyince Hazreti Ömer, Amr b. Âs’ın haklılığına inanır ve meseleyi daha arızasız bir şekilde çözer.
Yine, bir savaş sonrası, alınan esirler arasında cömertliğiyle meşhur Hâtem’in kızı da vardır. Peygamber Efendimiz ona çok şefkatli davranmış ve babası hürmetine Tâî kabilesinin bütün cezalarını affettiğini söylemiştir. Sonra da, Ashab-ı Kiram efendilerimize dönüp, “Zillete düşmüş olsa da, bir kavmin azizine ikramda bulunun, hürmetkar davranın.” buyurmuştur.”
Bazı devlet birimlerine sızmak iddialarını ise şöyle ikrar ve itiraf ediyordu:
“Biz de bu devletin adamlarıyız. Ben öz be öz Anadolu insanıyım; kana, damara, kafatasına bağlı bir ırkçılığı asla tasvip etmedim; Turancı da değilim. Fakat, milletimi aşk derecesinde seviyorum. Bir insanın, kendi millet fertlerini yine kendi memleketindeki bazı müesseselere girmeleri için teşvik etmesine sızma denmez. Teşvik edilen insanlar da o müesseseler de bu ülkeye ait. Kastedilen manadaki sızmayı belli bir dönemde Türk milletinden olmayanlar yaptılar, hatta belli yerlere kadar da geldiler. Belki şimdiki endişelerinin altında da o sızıntılarının fark edilmiş olabileceği endişesi var.”
“Evet, bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır, girer oraya; mülkiyeye de girer adliyeye de, istihbarata da girer hariciyeye de. Unutulmamalıdır ki, kadrolaşma, sızma, çoğalma türünden iddiaları atanlar ve bunlarla vazifeperver insanları sindirmeye çalışanlar hemen her devirde bu iftiralarının arkasına saklanarak ve hedef şaşırtarak kendi felsefeleri adına belli yerlere sızmış, kadrolaşmış ve çoğalmışlardır.”
Fetullah okullarının arkasında sürekli bir yabancı güç aranıyor? Aksi halde değirmenin suyunun dönmeyeceği iddia ediliyor? Sorusuna verdiği yanıt ise, ahmakları bile güldürüyor. Çünkü Anadolu’dan toplanan paralar ve yardımlar sadece Siyonist sadakanın aklanmasına yarıyor. Yoksa bunlar o mektep denen CIA merkezlerinin boyasına cilasına bile yetmiyor. Hadi yetti diye yutalım. Peki güçlü bir devletin bile başaramadığı diplomatik ve bürokratik engeller nasıl aşılıyor.. Herhalde bunlarda sümüklü Hoca’nın kerameti sayılıyor!
“O okulları açıp yaygınlaştıranlar dindar kimliğiyle tanınan insanlar olduklarından dolayı, dine, imana, milli ruha ve kendi mana köklerimize karşı içinde düşmanlık besleyen bazı kimseler hazımsız davranıyor; dindarların başarılı olmalarını çekemiyor ve o türlü iddiaları yayıyorlar. Bugüne kadar milletimiz adına ciddi hiçbir şey yapamamış olan ve yarınlar adına da hiçbir şey yapacak gibi görünmeyen, sadece “Nerede bir villa kapabilirim?” hülyalarıyla oturup kalkan kimseler kıskançlıkları sebebiyle iftiralar atıyorlar. Dahası, millet ve vatan uğruna fedakarlığın ne demek olduğunu bilmediklerinden Anadolu insanının bu okulları ne fedakarlıklarla devam ettirdiğini kavrayamıyorlar.”
Bütün bu olumsuzluklar karşısında bize neler düşmektedir? Sorusuna verdiği yanıt ise, fetullah Gülen’in nifakını ve sahtekarlığını ortaya koyuyor:
“Daha baştan kabul etmek gerekir ki, saldırmak ve ısırmak bazılarının tabiatı haline gelmiş. Ne yapalım, Cenâb-ı Hak, bize insanları ısırmak için bir diş, parçalamak için de vahşî bir pençe vermemiş! Öyleyse, bu yolun çileleri karşısında sabretmemiz ve hemen hafakanlara girmememiz lazım. Zaten, bizim inancımıza göre, misliyle mukabele etmek zâlimce bir kaidedir; dövene elsiz, sövene dilsiz ve kalpsizlere karşı bile gönülsüz davranmak ise mesleğimizin en önemli esaslarındandır.”[6]
Halbuki Kur’an açık ve kesin olarak “Misliyle mukabeleyi” adalet, ama affedip kendi hakkından vazgeçmeyi ise “fazilet” saymaktadır.
İşte ayetler:
“Eğer ( size hakaret ve haksızlık edenlere) ceza verecekseniz (size yapılan ezanın) misliyle karşılık verin (işte bu adalettir) Eğer sabredip (vazgeçerseniz) andolsun ki bu sabredenler için daha hayırlı(faziletlidir)”[7]
İşte bu böyle: Her kim kendisine yapılan haksızlığın benzeriyle (misliyle) karşılık verirse (bu adalet gereği onun hakkıdır)[8]
Biz onda: (Tevrat’ta) Onların üzerine şöyle yazdık.(Farz kıldık):
Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün yaralara ve azalara karşılık) kısas vardır. (Bu Allah’ın adalet kuralıdır) Ama kim bunu (kendi hak ve hukukunu) sadaka (ve hayırhahlık) olarak bağışlarsa bu, kendisi için (günahlarına) kefaret sayılır.
Her kim Allah’ın indirdiği ile (ve emrettiği şekilde) hüküm ve karar vermez de (bunları değiştirmeye ve dejenere etmeye yeltenirse) işte onlar zalim (kafir ve fasık) olanlardır.”[9]
Bu konuda, yani “misliyle karşılık vermenin bir hak ve adalet olduğu” hususunda daha pek çok ayetler, hadisler ve müçtehit ulemanın görüş birliği vardır.
Şimdi kalkıp da:
“Bizim inancımıza göre misliyle mükabele etmek zalimce bir kaidedir” diyen Fetullah Gülen:
a) Kur’anın tam tersini söyleyerek acaba ne olmaktadır?
b) Allah’tan daha adaletli ve merhametli rolünü oynayarak şeytana askerlik yapmaktadır.
c) Bu duyarsız ve dayanaksız fetvalarıyla, Müslümanların zalimlerle mücadele ruhunu ve hakkı hakim kılma şuurunu körletmeye çalışmaktadır.
d) Ve Fetullah gülen, bu açık itiraflarıyla, Kur’an’ın ve İslami kuralların emrettiği inanç ve idealden değil, başka bir inanca sahip olduğunu vurgulamakta, Allah’ın adalet olarak gösterdiği “misliyle mükabele”yi “zalimce” saymakta ve buna rağmen Müslüman ve muttaki rolü oynayarak münafıklığını kendisi ispatlamaktadır.
Halbuki, Affetmek ve hakkından vazgeçmek ise, asla dine, devlete, millet ve insaniyete karşı işlenen suçlarda değil, kişisel haklara yönelik haksızlıklar için geçerli olan bir fazilet tavsiyesi olmaktadır.
Fetullahcı Fitne Arabası Fren Tutar mı?
Sesar’ın uyardığı gibi:
Fetullah Hoca kendi cemaatine Dese ki,
1) Orduyu darbeci diye suçlayarak Dış Güçlerin ve AKP’nin oyunlarına alet olmayınız!
2) Evlerde “Devleti ele geçireceğiz, geçirdik!” safsatalarını tekrarlayıp durmayınız devletin her şeyi bildiğini aklınızdan çıkarmayınız!
3) Devleti Atatürk’ü ve İslam’ın temel prensiplerini yozlaştırmayı bırakınız!
4) Hüseyin Gülerce’ye söyleyin saçmalamasın! Türkiye’de istismar söz konusu olduğunda en son bizim cemaatin konuşabileceğini hatırlatınız!
5) STV’de, Zaman’da yürütülen “bölücülük”ten vazgeçiniz. AB, ABD ve AKP borazanlığı yapmayınız!
6) Biraz istihbarat edin; yoksa sonunuz iyi olmayacak, uslanınız ve uyanınız!
Cemaatin bu tür nasihatlere epey ihtiyacı var.
Hoca, Zaman’da yürütülen devlet, millet düşmanlığından AB, ABD, AKP, İsrail ve sair yalakalıklardan haberdar değil herhalde. Son dönemde Zaman okumadığı açıkça belli oluyor!
Hoca (Fethullah Gülen), Hüseyin Gülerce gibi Ordu’ya, devlet ve Türk Milleti’ne açıkça kin kusuyor!
Hüseyin Gülerce’nin “Vicdanınıza sorun!” yazısına sahip çıkıyor ve konuştukça batıyor.
AKP’yi desteklemek, demokrasi ve AB taraftarlığı adı altında Türk Devleti’ne ve Türk Milleti’ne düşmanlık yapmak, Ordu’yu karalamak ve STV’ye, Zaman’a ve aynı çizgideki yayınlara sinsi sinsi bölücülük yaptırmak kaosa sürüklemek olmuyor da, beylerin zararlı faaliyetlerini deşifre etmek mi Türkiye’yi kaosa sürüklemek sayılıyor?
“Bizi başa çıkamayacağımızı düşündükleri bir güçle (Ordu ile) karşı karşıya getirmek istiyorlar!” cümlesi ile “Biz TSK ile başa çıkabiliriz! TSK ile başa çıkamayacağımızı düşünenler yanılıyor! Oysa biz TSK’yı yenecek güçteyiz!” anlamına gelen bu tespiti, dolaylı bir tehdit olarak savuruyor!
“Hakkımızda irtica yaygaraları koparıyorlar.İnsaf! Sizde hiç vicdan yok mu?” diye soruyor…
Hem ABD’de yaşayıp hem ABD’nin, İsrail’in ve İngiltere’nin çizgisinde yayın yapıp, faaliyet gösterip sonra da masumum diyeceksiniz!
TSK’nın “irtica”dan kastı, “dış güdümlü sahte İslami hareketler”le “dış destekli bölücülük”tür! Şimdi kalkıp, cemaatin dış destekli, dış güdümlü, sinsi bölücülük yapan bir yanı olmadığını ispat edebilir misiniz?
Cemaat mensuplarının toplantılarının ses kayıtlarını yayınlasak; oralarda pişirilen Ordu, Türk Devleti ve Türk Milleti düşmanlığı karşısında cevap vereceksiniz?
Hüseyin Gülerce’nin, Ekrem Dumanlı’nın ve diğerlerinin TSK, devlet, millet yaklaşımlarını ortaya döksek, altında ezileceksiniz!…
Bu cemaat milyonlarca saf, temiz, inanmış, gerçek Müslüman’ı “Ordu din düşmanı!” diyerek aldatmıştır! Cemaat açıkça Ordu’ya, Türk Devleti’ne ve Türk Milleti’ne cephe almıştır.
Bu cemaat hiçbir zaman “Bizim arkamızda gavurlar var. Onlar cemaati desteklediği için bizi mürteci, yani (din-devlet düşmanı) diyorlar! Biz dış dünyadan, yani Batı’dan, yani Haçlılar ve Siyonistler’den destek aldığımız için irticacı ilan edildik. İrticacı olduğumuz doğrudur!” diyemez. Ama foyanız ortaya çıkmıştır.
Bunlar, kendi durumlarını gizlemek için Ordu’ya ve Devlet’e saldırmışlardır.
Tüm her şeyi dökmeyelim. Çünkü tabandaki % 99.9 temiz, saf, gerçek Müslüman Türk Milleti’ni seviyoruz. Onların aldatılmışlıklarını yüzlerine vurarak rencide etmek istemiyoruz. Sahte İslamcılar’ın Vatikan ve Siyonizm beslemesi sahte Müslümanlar’ın dönemi bitiyor.
Fetullah’ın üslubu, “Suçüstü yakalandık!” anlamındadır:
Biz olsak TV’de canlı yayına çıkar, önce Hüseyin Gülerce’den milletten, başlamak üzere epey kulak çeker, milletten özür dilerdik.
Oysa Ordu’ya meydan okuyan ve üste çıkmaya yeltenen bir zihniyetle karşı karşıyayız!
Bu kapsamda birkaç can alıcı soru soralım:
•1) Nobel düdüklü Orhan Pamuk, Alev Alatlı, Cemil Meriç, İlber Ortaylı, Fethullah Hoca Cemaati’nin okullarından mı mezun oldular, bunlar ve Siyonist patronlar niye sizi savunuyor?
2) Bilim Olimpiyatları’nda yüz akı olduğu için gurur duyduğumuz çocukları istismar edip onların çabalarını, ürünlerini, Allah vergisi akıllarını, ailelerinin katkılarını el çabukluğu ile cebe indirip başarıyı toptan sahiplenmek; ahlakla, insanlıkla, İslam ahlakı ile nasıl bağdaşıyor?
3) Haraca bağladığınız ve düzenli olarak esnaftan, işadamlarından, çiftçilerden ve ev kadınlarından topladığınız onca para ve kıymetli madeni (Ki, hangi ilde kimden kaç para aldığınızı biliyoruz!) ne yaptığınızı yazsak biraz utanır mısınız? Sakın ha önümüze şişirilmiş, abartılmış yardım listeleri ile gelmeyin! Topladığınızı ve dağıttığınızı biliyoruz! Yaptığınız açıkça istismar ve sömürü değil mi? Üç noktaya hizmet verip üçyüz noktadan haraç devşirmek, insanlıkla ve İslam’la ne kadar uyuşuyor?
4) Birçok toplantının bandı var elimizde! Hepsi sizi tekzip ediyor! Sizler de gerçek durumu biliyorsunuz. Neden yürüyüşünüzü, çizginizi değiştirmiyorsunuz? Size kimler ve niçin arka veriyor?
Milli ve Manevi tahribatların, takibat altında tutulduğu ve acı akıbetinize doğru koşulduğu niçin düşünülmüyor?
5) İslam’a; ABD, CIA, MOSSAD, MI6, Vatikan ve Siyonizm açısından niye bakıyorsunuz? Kur’an-ı Kerim’i okusanız açıyı bulacaksınız! Niye Kur’an açısından bakmıyorsunuz? “Bakıyoruz!” demeyiniz; orada daha da batacağınız belli oluyor!
6) Vatikan’a veya Siyonizm’e şirin gözükmek için yaptığınız, işte Türklük, bayrak, vatan, millet, Türkçe ve İslam üzerinden yürütülen duygu sömürüsünün ve bu temel üzerine bina edilen “Siyonist Tezgah”ın ipliğini pazara çıkaracak sorulardır bunlar!
Cevaplar ise hep aynı olacaktır çaresiz…
Ve konuştukça batmaya devam edeceklerdir, o “kendileri bile inanmadıkları yanıtlara sarılan sahte Müslümanlar”…[10]
Cuma, Ağustos 29, 2008, 10:41 am üzerinde
ARKADASLAR BEN TUKURDUĞUMU YALIYORUM ATATÜRK HEPİZMİDEN FAZLA MUSLUMAN.ONA DİNZİZ DİYEN OROSPU ÇIKARTMALARI DİZNSİZ
Cuma, Ağustos 29, 2008, 9:12 pm üzerinde
arkadaşlar ben atatürke küfür ettiğim için çok pişmanım.benim götümden sikin yoksa kendimi affedemem.hakiki bir orospu çocuğu olmasam yazarmıydım bunları.yaduhiler beni sike sike bu hale getirdiler.ben bir ibneyim.atamdan özür diliyorum.atama canım feda olsun.benim gibi orospu çocukları yüzünden atatürk düşmanı olmayın! anamı sikiyim ne bok yemeğe doğurdu benim gibi laz piçini…
Cuma, Ağustos 29, 2008, 9:14 pm üzerinde
halife senin göt deliğini sikerim.atatürke ettiğin hakaretlerin 100 misli senin şerefini sikiyim kavat…sen kim atatürke dil uzatmak kim oropu çocuğu…..
Cumartesi, Ağustos 30, 2008, 7:15 am üzerinde
ben halifeye dil uzattığım için özür dilerim en kısa zamanda kendi göt deliğimi sikeceğim
Cumartesi, Ağustos 30, 2008, 7:17 am üzerinde
ben tam bir orospu çocuğuyum zaten türklerin hepsi orospu çocuğudur.türkler atatürkü atatürkte türklerin anasını siktiği için ona ata diyolar.zaten atatürk eşcinseldir ibnedir yani onun amına koyayım
Cumartesi, Ağustos 30, 2008, 11:55 pm üzerinde
halife denen orospu çocuğu kızkardeşinin götünü sikiyim senin.benim nickimi kullanarak aklınca beni zor duruma düşüreceğinimi sanıyorsun anasını siktiğim.benim ip adresimle senin benim nickimi kullandığın ip adresi farklı çıkacak yani seni mutlaka bulup götüne şişe sokacaklar.Atatürke ettiğin küfürlerden dolayı zannediyormusun ki yakalanmayacaksın orospu evladı!senin gibi bir orospu çocuğu müslüman olamaz senin gelmişini geçmişini doğduğun günü sikiyim.ceddini sikiyim.Atatürk olmasaydi ananı şu an ermeniler sikiyor olacakdı…ama Atatürke rağmen ananı sikmişler zaten senin gibi bir piçi doğurmuş…
Pazar, Ağustos 31, 2008, 12:20 am üzerinde
bide müslümanım diye konuşuyor orospu çocuğu!ulan puşt müslüman ölmüş birine küfür edermi ha?anasını siktiğimin pezevengi…senin cinsini sikiyim ben piç oğlu piç..kanı bozuk soysuz götveren.
Pazar, Ağustos 31, 2008, 7:58 am üzerinde
ben bir ibneyim halifenin taşaklarını yalayacağım
Salı, Eylül 2, 2008, 1:50 pm üzerinde
Atatürkün ajan olduğunu anlamak için yukarıda kervan’ın verdiği kitabı okuyun o kitabı yazan adam kürt fakat Kuzey Irakta kurulan Türkiye gibi postkolonyal(gizli sömürge) ve işbirlikçi olan yapıya karşı. Birazcıkda mı tarihten çakmıyorsunuz? Atatürk bize anlatıldığı gibi büyük bir lider olsaydı diğer devlet kuran Türk liderleri gibi arkasından gittikçe güçlenen bir ülke bırakmış olmazmıydı? o sadece arkasından halk açlıktan ölürken, Altın kaplama çatal bıçak setleri, son model arabalar, yatlar bıraktı. Türkiye cumhuriyeti diye anılan ülkede Demokrasi’nin “d”si olmadığı gibi seçimler bile ölümünden sonra o da Batının zoruyla 1946′da yapıldı! ayrıca ona ithaf edilen sözlerinde çok iyi edebiyat yapan İngiliz gizli servis elemanlarının da hazırladığından %100 eminim. Şimdi bir etraflıca düşünün 1. dünya savaşında tüm gücünüzle savaşıyorsunuz Çanakkale gibi bir destan yazıyorsunuz, ama ajanların içten faaliyetleriyle savaşta yenilip teslim oluyorsunuz gücünüzün büyük bir bölümünü yitirmişsiniz fakat ODA NE!? BİR MUCİZE! ÇANAKKALEDEN DAHA SÖNÜK BİR SAVAŞLA İTTİFAK DEVLETLERİYLE BİR OLUP YENEMEDİĞİNİZ TÜM İTİLAF DEVLETLERİNİ ANADOLUDAN M.KEMAL ÖNDERLİĞİNDE ATIYORSUNUZ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURUYORSUNUZ ARDINDAN TAKIR TAKIR SİZİ TANIYORLAR HEMDE O NEFRET ETTİKLERİ VE KKTC GİBİ KÜÇÜK BİR TÜRK DEVLETİNE BİLE İZİN VERMEYEN BATI! NEDEN ACABA?
OSMANLI SOYUNUN İNGİLTERLERDE SARI İNGİLİZLERLE KARIŞIP SÜRGÜN EDİLEN PADİŞAHLARIN VE HALİFELERİN ORADA AŞŞAĞILANMASINI GÜYA BORÇLARI İÇİN CESETLERİNİN BİLE REHİN ALINMASINI HANGİ MÜSLÜMAN HAZMEDEBİLİR?
OSMANLI ARŞİVLERİNİN TALAN EDİLMESİNİ VE HURDA FİYATINA ELDEN ÇIKARILMASINI?
SARAYLARIN YAĞMA EDİLMESİNİ?
OSMANLININ YÜZLERCE YILDIR BİRİKMİŞ VE ZENGİN BİR YAPIYA ULAŞMIŞ DİLİNİN BİRDEN BİRE YOK EDİLMESİNİ?
YÜZLERCE YILDIR İSLAM DÜNYASINDA TÜRK LİDERLERİNİN PEŞİNDEN KOŞTUĞU VE UĞRUNDA BÜYÜK FEDAKARLIKLAR VERDİĞİ HALİFELİK GİBİ BÜYÜK BİR MAKAMDAN KENDİ BÜYÜK(!) LİDERİMİZİN İSTEĞİYLE FERAGAT ETMEMİZİ?
BENİ DİNLEMİYORSANIZ OSMAN GAZİNİ VASİYETİNİ OKUYUN YOK LAİK POSTKOLONYAL AJANLARIN ETKİSİNDEYSENİZ GİDİN ORHUN ABİDELERİNİ OKUYUN VE TÜRKÜN MADDİ BATARYALARININ DEĞİL MANEVİ BATARYALARININ(DİN,DİL,ÖRF,ADET[ŞİMDİ HANGİSİ SAĞLAM Kİ?]) SAĞLAM OLMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEYEN TÜRK LİDERLERİYLE HANGİ LİDERİN(!) ÇELİŞTİİĞİNİ GERÇEK LİDERLERİN AĞZINDAN DUYUP ÜRPERİN VE KENDİNİZE GELİN!!!
ORTA ASYA VE İSLAM DÜNYASI GERÇEK TÜRKÜ GÖRMEK İSTİYOR AJANLARI LİDER OLARAK BENİMSEMİŞ VE GİZLİ SÖMÜRGE BİR ÜLKEDE YAŞADIĞININ BİLE FARKINDA OLAMAYAN BİR AVUÇ APTAL VE KORKAĞI DEĞİL!
BEN TÜRKÜM ŞECEREM DE DİBİNE KADAR TÜRKTÜR AMA ASLA VE ASLA SİZ İNGİLİZLERİN YAPTIĞI BU BÜYÜK OYUNU UNUTMAYACAĞIM ELBET ALLAH’IN TÜRKE BAHŞETTİĞİ DEVLET KURMA BECERİSİ YENİDEN YEŞERDİĞİNDE O KURULACAK OLAN İLK DEVLET SİZİN VE KRALİÇENİZİN SONUNU HAZIRLAYAN DEVLET OLACAK! İNTİKAM DEĞİL KISAS!!!
HEMDE TARİHİN GÖRMEDİĞİ MUAZZAMLIKTA BİR KISAS!!
TÜRK, BÜYÜK BİR İHTİŞAMDAN SONRA ÖNCE YORGUN DÜŞER, BİR FETRET DEVRİ YAŞAR, SONRA KÜLLERİNDEN DOĞUP ATEŞİNİ ZALİMLERİN VE ŞEREFSİZLERİN ÜZERİNE KUSAR!!!
ŞİMDİ 2. SAFHAYA ESKİSİNDEN FARKLI OLARAK BAŞKASININ KONTROLÜYLE GEÇTİK AMA DİRİLDİK Mİ TAM DİRİLECEĞİZ!
Çarşamba, Eylül 3, 2008, 8:56 am üzerinde
Ainesi iştir kişinin lafına bakılmaz.O kadar müslüman olsa idi.İslam cumhuriyeti kurardı.En adil yönetim islamda
Çarşamba, Eylül 3, 2008, 8:57 am üzerinde
islam ona göre gericilik olmasa idi medreseleri kapatmayıp islah ederdi.Yada yeni medreseler kurardı.İslama hizmet ederdi.Bu kadar delil yeter sanırım
Cumartesi, Eylül 6, 2008, 2:55 pm üzerinde
atatürkün şerefini sikeyim atatürk nonoş bir ibnedir.pezevenktir.orospu çocuğudur.bunu böyle bilin
Pazartesi, Eylül 8, 2008, 2:14 am üzerinde
ben hakiki ve katıksız bir orospu evladıyım.Atatürk’den Af diliyorum.Ne kadar Atatürkçü varsa götümü siksin benim.Bir kere orospu çocuğu olarak doğmuşum affet atam beni.
Pazartesi, Eylül 8, 2008, 11:02 am üzerinde
atatürkün şerefini sikeyim benim ismimle yazı yazan ve kendi kendine ibne atasından özür dileyen
“sikici”adlı sikilmiş piçin şerefini sikeyim.
Pazar, Eylül 28, 2008, 8:25 pm üzerinde
SİZLER ARAP GÖTÜ YALAYAN KÖPEKLER !
MUSTAFA KEMAL OLMASAYDI KARILARINIZ KIZLARINIZ AMERİKALILARIN İNGİLİZLERİN KUCAKLARINA OTURACAKTI.HEPİNİZ ŞU AN OLDUĞU GİBİ OROSPU ÇOCUĞU OLACAKTINIZ.AMA GERÇEK OROSPU ÇOCUĞU OLACAKTINIZ.
BE KARAKTERSİZLER BE GAFİLLER
HANGİ GÜÇ TÜRKÜN GÜCÜNDEN ÜSTÜNDÜRKİ DÜNYADA GİDİP ONLARIN GÖTÜNÜ YALARSINIZ.SİZLER ATATÜRKÜN YAPTIĞI EN BÜYÜK HATANIN TOHUMLARISINIZ.
SİZ VE SİZİN GİBİ OROSPU EVLATLARININ ANASINI SİKMEDİĞİ İÇİN EN BÜYÜK HATAYI YAPTI GAZİ.SİZİN GİBİ SOYSUZLARIN KÖKÜNÜ KAZIMASI LAZIMDI.
KAHPESİNİZ LAN!GİDİP ARAP ŞEYHLERİNİN KUCAKLARINA OTURUN OROSPU EVLATLARI
Salı, Kasım 4, 2008, 10:50 pm üzerinde
mukkemle video olmus kim hazırladı ise ALLAH razı olsun gercekten belgeler deliller cok saglam kaynaklardan alınmıs
Perşembe, Kasım 6, 2008, 9:09 pm üzerinde
Ulan itoğulları sizin allahınıza peygamberinize sokarım. Enikler Siz kim oluyorsunuzda Başbuğumuza laf ediyorsunuz.. Sizin o laf çıkan ağzınızı sikerim.. Şerefsiz köpekler. Ananızı Türk Irkı siksin.. Şerefsiz Köpekler.. ümmet köpekleri..
Perşembe, Kasım 6, 2008, 9:23 pm üzerinde
sÜBYANCININ PİÇLERİ HİLAFETİNİZİ OSMANLINIZI TOPRAK ALTINA GÖMDÜK. SİZ SİTELERDE ANIRSANIZ NE OLUR? YAKINDA TÜM KUTSALLARINIZI PAÇAVRA EDECEĞİZ.
Pazar, Kasım 9, 2008, 1:08 am üzerinde
Ataturk sizin peygamberiniz gibi Aiseyi 9 yasinda sikmedi nede peygamberiniz gibi oglum dedigi zeydi oldurturub sonrada karisini yatagina sokmadi
Pazar, Kasım 9, 2008, 9:36 pm üzerinde
Yahu ama orospu cocuklarisiniz siz islamci CIRKIN seyler. çok çirkinsiniz. yuzlerinizde, fikirlerinizde, nur olmaz iç pazarliklar seytan siniz. Allahinizi sikiyim.
Tanrı Türk’ü Korusun
Pazar, Kasım 9, 2008, 11:25 pm üzerinde
ULAN SEREFSIZ KAFIRLER ALLAH a islama ne kufur edip duruyonuz lan bu sitelere giripte.siz gidin kendi ateist sitelerinizde kufur edin serefsizler YASASIN KAFIRLER ICIN CEHENNEM
Pazartesi, Kasım 10, 2008, 8:46 am üzerinde
Ne cehennemi hadi git yurru yalanlarinla.
Pazar, Kasım 16, 2008, 2:38 pm üzerinde
m.kemal yahudi,deccal,kafir,………
Pazar, Kasım 23, 2008, 9:00 am üzerinde
mantık fukarası sefil insanlar… bir kere insanın müslüman olup olmadığı kimseyi ilgilendirmez dinimize göre… size ne oluyor da adamın dinini, allaha inanıp inanmadığını sorguluyorsunuz. ya da bunu insanlık suçuymuş gibi gösteriyorsunuz. siz ki insanlıktan nasibini almamış kimselersiniz. hayatınızda abilerinizin gösterdiği şeyden başkasına inanmayan sefiller… videonuz da çok komik. istiklal mahkemeleri tarafından idam edilenlerin fotoğraflarını almışsınız allah birdir dedi diye öldüüldü diyorsunuz. akıllı şeylerden bahsedin. ATATÜRK kuranı Türklere öğretelim diyor siz bunu çok çarpık bir şekilde alıyorsunuz. öncelikle kendi beyninizle düşünmeye davet ediyorum sizi. tabi beyin varsa o teneke kutusunun içinde…
Pazar, Kasım 30, 2008, 10:42 pm üzerinde
ataturkun serefsiz biri oldugunu ve ayyas oldugunu kabul ediyorum
Perşembe, Ocak 8, 2009, 5:49 pm üzerinde
Sizin gibi yobaz sefilleri KEMALİST GENÇLİK bu güzel ülkeden temizleyecek!
Perşembe, Ocak 8, 2009, 5:51 pm üzerinde
Bir de Atatürk ajan diyen gerizekalı!Sen ne salak birisin mal orosbu çocuğu azıcık beynin olsa gerçeklerin ne olduğunu görecen ama…
Cumartesi, Şubat 28, 2009, 5:46 pm üzerinde
1987 yılında Hukuk aırlıklı olan Teklif dergisi 6. sayısı Kazım
Karabekir Paa´nın damadı Prof. Dr. Faruk Özrengin ile tarihi bir
röportaj yapmaktadırlar.
Prof. Dr. Faruk Özrengin bu röportaj´ında Mustafa Kemal´in
mason olmasından, ngilizler´le balantısından tutun entrikalarına,
zmir Aatürk´e süikast giriiminden, TPCHF.´ın kapatılmasından,
stiklala mahkemeleri cürümlerine kadar bir sürü olaya açıklık
getirmitir. Kadir Mısırlıolu´nun da tarihi deerlendirmelerinde M.
Kemal´in ngiliz ajanlıı ve masonluu üzerinde durduunu ifade
eder. Resmi tarihin olayları çarpıtarak yazdıını da ayrıca ifade
etmitir. 8
“… Eer ben meseleleri ancak son senelerde düündüm dersem,
inanmayınız. Ben ta çocukluumdan beri bu davayı ( en bata
halifeliin kaldırılması… ) düünmü bir adamım. „ 9
Devrimlerini yapmak için münasip zaman kollayan Mustafa
Kemal bu anın geldii düüncesiyle 14 Ocak 1922 yılında yurt çeitli
gezilerine çıkar. Eskiehir, zmit, Bursa ve Balıkesir´de yıllardır
gizlice sakladıı ve sadece mahremleriyle paylatıı görülerini artık
halkla paylamaktan çekinmiyordu. Demek ki bunları izhar etmenin
ve uygulama alanına sergilemenin vakti gelmiti artık!
Kadı Raif Erzurum´a çekilip bir muhtırayla Mustafa Kemal´in
asıl niyetlerine dair Hükümeti ve halkı uyardıında Mustafa Kemal´in
bir hayli keyfi kaçmıtı. Çünkü daha ipler tamamen elinde deildi.
Asıl niyeti anlaılırsa engellenebilir yada bir kör kuruna o da
gidebilir, planlar suya düebilirdi. Anlaılmasını istemedii hatta
kurnazca örtbas ettii fikirlerini imdi artık kendisi söylemekten
çekinmiyordu. Çünkü zamanı gelmiti.
8 Bkz. Hasan Hüseyin Ceylan, Cu. Dö. Din- Devlet likileri c.1
Salı, Mart 3, 2009, 7:27 pm üzerinde
ulan siz ne haysiyetsiz adamlarsınız.o yahudi dönmeleri dediğiniz adamlar olmasaydı siz yine olurdunuz ama babanızın adı mehmet deil michael olurdu.mevlana ne güzel demiş”islamı yobazlardan koruyun,aksi takdirde insanları islamdan koruyun”.
Çarşamba, Mart 4, 2009, 11:03 pm üzerinde
ne ararsın allah ile aramda
sen kimsinki orucumu sorarsın
hakikaten gözün yoksa haramda
başı açığa niçin türban sorarsın
rakı şarap içiyorsam sana ne
yoksa kimseye bi zararım içerim
ikimizde gelsek kıldan köprüye
ben dürüstsem sarhoşkende geçerim
esir iken mümkünmüdür ibadet
yatıp kalkıp ATATÜRK’E dua et
sizin gibi dürzülerin yüzünden
dininden soğuyacak bu millet
işgaldeki hali sakın unutma
ATATÜRK’E dil uzatma sebebsiz
sen anandan gene çıkardın amma
baban kimdi bilemezdin şerefsiz
Çarşamba, Mart 4, 2009, 11:10 pm üzerinde
hiç araştırma yaptınızmı kuran-ı kerimi türkçeye kim çevirtti tabiki ulu önder ATATÜRK
Cuma, Mart 13, 2009, 6:17 pm üzerinde
ahaha bize atAtürk olmasaydı ananızı babanızı bilmezdinizi salak zihniyete soruyorum
sanıyormusunuzki o imanlı halk bu ülkeyi?? kafirlere emanet ederdi çanakkalede yüzlerce şehit laik türkiye için ölmedi bunu kafanıza sokun lütfn esir iken mümkünmüdür ibadet
yatıp kalkıp ATATÜRK’E dua et
atatürke dua et di,yen salak zihniyet insana dua etmenin putperestlik oldunu bilmio sanırım ewet tahsin doru sölüo araştırın bakalım gerçek amacı neydi acaba gerçekten bizim anlamamız içinmi yoksa islamı küçültmek içinmi
Cuma, Mart 13, 2009, 6:24 pm üzerinde
ATATÜRK’ÜN DİN HAKKINDAKİ NOTLARI
*** Muhammed’in peygamberlik vazifesinin nasıl başladığını izah etmek en nazik ve en müşkül meseledir. Muhammed’in bir melek ve Allah ile hakikaten konuşmuş olduğu kanaatinde bulunanlar olduğu gibi, Muhammed’in isteyerek böyle söylediğini ileri sürenler de olmuştur. Bu faraziyeleri bir tarafa bırakmak ve meseleyi ilmi ve mantık çerçevesi içinde mutalaa etmek daha doğru olur.
*** Din birliğinin’de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.
*** Türk’ler Arap’ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve nede Mısırlıların vesairenin Türk’lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, islamlık Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.
*** Bu pek tabii idi çünkü Muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arab milliyeti siyasetine muncer oluyordu. Bu Arab fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdurlar. Bununla beraber, Allah’a kendi milli lisanında değil, Allah’ın Arab kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler..
*** Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan dini hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa’da Allah kelimesinin ilası parulası altında, ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısır’da belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular.
*** Kah şarka, kah garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini topraklarını menfaatlerini benliğini unutturacak, Allah’a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatina kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti.
*** Türk vicdanı umumisi derhal yüzlerce asırlık kudret ve kusayısiyle büyük heyecanlarla çarpışıyordu.. Ne oldu..? Türk’ün milli hissi artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk cenneti değil, eski hakiki büyük cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra..
“Kur’an ve Vahiy”:
*** “Muhammed’in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur’an denir….. İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed’e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.Tarihi nokta-ı nazardan da mütalaa edildiği zaman görülüyor ki; Muhammed birdenbire Allah’ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur…..”
Atatürk’ün emriyle liselerde okutulan Tarih Kitabı (1931) II. cilt,
*** “Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur; din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir…..
Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur.
*** ”Tüm dönemlerde toplumun kutsallaştırdığı boş düşüncelerden tehlikesizce sıyrılmak imkansızdır.”
*** Kralların ve Padişahların istibdadına, dinler mesnet olmuştur.
Medeni Bilgiler Sa. 30
*** Kuvvetinin ve selahiyetinin Allah’tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahirette, hesap verebileceğini farzeden ve devleti, memleketi mevrus bir malikane kabul eyliyen bir hükümdar, hertürlü kayıttan kendini verasete görür.
Medeni Bilgiler Syf. 33
M. Kemal’de Tanrı düşüncesi :
*** Natür ( Tabiat ) insanları türetti, onları kendisine taptırdı da.. (2)
*** “İnsanlar bu manada hürriyete hiç bir zaman sahip olmamışlardır ve olamazlar. Çünkü, malumdur ki, insan tabiatın mahlukudur.” (3)
*** “Tabiatın ve tarihin mahsulü olan bir milletin fertleri daima bu hakikatle karşı karşıya bulunur ve ona hürmet eder.” (4)
*** “Ibtidaî insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine kâim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde hesapsız memnular yaratmıştır!”
*** “Tabiatın herşeyden büyük ve herşey olduğu anlaşıldıkça tabiatın çocuğu olan insan kendinin de büyüklüğünü ve haysiyetini anlamaya başladı.” (5)
Peygamber Hakkındaki Görüşleri:
*** “Muhammed, Mekke’de müşriklik muhitinde ve tesirinde büyümüş olmasına rağmen, dinî meseleler ve dinî düşünceler, pek derin bir surette, zihnini işgal ediyordu. Muhammed, 40 yaşına geldiği zaman, vatandaşlarını kendinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı. Muhammed’in davet ettiği bu dine, o zamanın Hanif’lerine imtisalen İbrahim Dini, yahud inkiyad manasina ifade eden “İslam” denilmiştir!”
*** “Tarihi nokta-ı nazardan da müteala edildiği zaman görülüyor ki, Muhammed, birden bire Allah’ın Resulü’yüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arap’larin ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek ibtidaî ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunların islahı için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisine vahiy ve ilham fikri doğmuştur.”
*** “Vahiy, ilham fikri Muhammed’den evvel de Arap’lar, şairlerin akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvetler Arap’lar için cinlerdi. Cinlerin güya kahinlere gaibten haber vermek kudretini ilham etmek kudretini ilham ederlerdi. Bu nev’i itikadlar Arabistan’da her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahil cinlerin vücuduna samimi olarak inanmışlardı. O hakikaten cinlerin şairlere şiir ilham ettiğine kâni idi. Arap’lar şairleri bir kahin gibi telakki ederlerdi. Muhammed’in Musa, İsa dinlerine dair öğrendikleri de kendisinde bu itikadi kuvvetlendirmiştir. Bu peygamberlerde melek telakkisi vardı. Dinler nazarında cinler kötü olduğundan peygamberler onlardan mülhem olamazlardı. Muhammed de diğer peygamberler gibi kendisine ilham eden kuvvetin insanları iğfal eden bir kuvvet olmayıp onları hayır ve saadete irşad eden ilahî bir kuvvet olduğuna samimi olarak inandı.”(6)
Atatürk’ün ayetler hakkında yorumu :
*** “Muhammed’in peygamberliğinin başlangıcına dair birçok rivayetler vardir. Bunlara pek çok efsaneler karışmıştır. Hakikatte Peygamber’in ilk söylediği Kur’an ayetlerinin ne olduğu kati surette mâlum değildir.Muhammed, uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu. Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi surette kani idi. Muhammed’i harekete getiren ilk âmil, bu samimi heyecanlar olmuştur. Muhammed, bidayete irticalen dini hitabette bulunan bir vaiz oldu. Vaizlikten Nebi’liğe, Nebi’likten nihayet Allah’in Resulü haline geçti.”(7)
*** “Hukukî hükümler zaman ve mekân içinde içtimaî heyetlerin uğradıkları değişiklere göre değişe geldiğinden on dört asır evvelki zaman ve mekânın ihtiyacına göre lüzumlu ve kafi görülmüş olan esaslar yerine bugün birçok mütenevvi kanunlar ve usuller konulmak zarureti görülmüştür. Bunlar dahi ebedî olmayıp zamanla değişmeye mahkûmdurlar.” (8)
Bilim ve Din Hakkında söyledikleri :
*** “Tarihe ait mâlumata gelince: Yeni fenler sayesinde meydana çıkarılan hakikatler en yakın tarih bilgilerini bile temellerinden sarsmaktadır.” (9)
*** “Muhammed, gerek dinî meselelerde, gerekse içtimaî hususlarda bir islah yapmak lazım geldiği zaman kendini hiçbirseyle bağlı görmemiştir.” (10)
Sahabe Hakkındaki Görüşleri:
*** “Muhammed’in ölümünden Ebu Bekir’in ölümüne kadar geçen kısa bir müddet zarfında bunlardan hiçbiri mevcudiyetini ihsas edemedi: Bunlar tamamen alıklaşmışlardı !” (11)
*** “Ne kadar ibrete sayan bir vakiyettir ki, daha Muhammed’in öldüğü anda bütün eski nifaklar, ihtiraslar, hirîicaklar zincirden boşandılar. O derece ki, hakkında korku ve hürmet beslenen
Peygamber’in ılık cesedi, son nefesini verdiği basit odada unutulmuş ve ihmal edilmişti.” (12)
*** “Müseyleme, taraftarlarının şarap içmelerine müsaade gösterdi. Müseyleme’ye imtisal eden başka adaklar olmuştur. Müseyleme, başlangıçta muvaffak olur gibi oldu. Müseyleme, Muhammed’e gönderdiği mektupta, Arap’lar üzerinde hüküm ve nüfuzun paylaşılmasını teklif etti. Hakikatte Müseyleme de kıymetsiz sayılmayacak ahlakî ve dinî mezhep İslamiyyet seviyesinden pek aşağı değildi. Nihayet Müseyleme ve onun gibiler birer suretle bertaraf edilmişlerdir.” (13)
Ahiret hakkında görüşleri:
*** “Millî duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dinî akide ve dinî his, millet uyandığı zaman onun şu acı gerçeği görmesine mani olamadı.” Devamla: “Artık Türk, cenneti değil, eski hakiki, büyük Türk cedlerini mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. Türk milleti, millî hissi, dinî hisle değil, fakat insanî hisle yan yana düşünmekten zevk alır.” (14)
Kaza Kader Hakkında:
*** “Kaza ve kader, talih ve tesadüf tâbirleri Arapça’dır; Türk’leri âlakadar etmez.” (16)
İmam Nikâhı :
M. Kemal dinî nikâh istemez…Bu sözü M. Kemal’in evleneceği Nazmiye Hanım söylemiştir. M. Kemal, “Ben prensiplere bağlı bir adamım. Nikâhimızı imam değil de Sefir bey kıyacaktır!” dedi.(17)
Dua :
Ali Kılıç(istiklal mahkemesi savcısı) anlatıyor:
“Meclise geldik. Bir de müezzin geldi. Müezzin ezan okudu. Meclis kapısından içeri girdiğimiz zaman Atatürk’ün önüne sırmalı elbiseler giyinmis bir imam dikildi. Atatürk ne istediğini sordu. İmam ellerini kaldırarak, “Dua etmeden girilmez!” dedi. Atatürk, “Bu yurt Mehmed’ciğin süngüsü ile kurtarıldı ve bu meclis onun gayretiyle kuruldu. Yoksa senin duanla degil! Çekil oradan!” dedi ve imamı eliyle iterek meclise girdi.” (18)
.
Kâbe Hakkındaki Görüşleri:
*** “Kâbe, mikab, yani tavla zarı şeklinde demektir. Fil-hakika, Kâbe zar şeklinde, insan boyunda dört duvardan ibaretti; duvarlar harçsız, adi taştan yapılmıştı. Binanın çatısı da yoktu; dört köşesinde dört taş vardı ; bunların en meşhuru Hacer-i Esved denilen bir kara taştı. Kâbe çok eskidir. Ne vakit ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Arab ananesi, Kâbe’nin insanı İbrahim Peygamber’e atfetmektedir. Bu mukaddes kara taş ananesi, aynen Frik’lerde de vardı. Frik’ler mukaddes sayarak ihtiram ve ibadet ettikleri kara taş, bugünkü Afyonkarahisar şimalinde, kadim Pessinüs şehrinde bulunuyordu.Bunun kudsiyeti ananesi, bu şehrin Romalı’lar tarafından zabtına kadar devam etmişti. Demek ki, Kâbe’nin bir köşesindeki kara taşın kudsiyet almasından, ziyaret ve tavaf edilmesinden çok evvel, Frik’ler de kara taşın mâbed ve ziyaretgâh esası olması adeti teessüs eylemiş bulunuyordu. Kâbe, bidayette mahalli bir mâbed iken, Mekke ahalisi burasını bir millî mâbed derecesine yükseltmişlerdi. Mekke’liler, Arap’ları kendi mâbedlerine celp edebilmek için, Arap yarımadasının muhtelif yerlerinde mâbud tanılan 360 putu Kâbe’de yerleştirmişlerdi. Kâbe’nin kudsiyetini, Yahudi ananelerine de rabt etmişlerdi. Bu uydurmalara göre, İbrahim, karısı Hacer ile oğlu İsmail’i buraya getirmişti; Zemzem de onlar için fışkırmıştı; İbrahim, oğlu İsmail ile birlikte Kâbe’yi bina etmişlerdi. Cebrail kendilerine o zaman beyaz ve mücella olan Hacer-i Esved’i getirmişti; bu taş sonradan günahkârların ellerine sürmelerinden dolayı kararmıştı. Bunların hepsi bit-tabi sonradan uydurulmuş masallardır.”(19)
*** “(…) Mekke zabt olunduktan ve Kâbe’deki putları parçalandıktan sonra da yıllık haccın müşrikler tarafından da eski müşriklik âdetleri dairesinde yapılmasına müsaade olundu. Onun için, müslümanlarla müşrikler aynı zamanda hacc ve aynı şenliklere iştirak ederlerdi. Bundan anlıyoruz ki, o zaman hacc, dinî maksatla yapılan ve her yıl kurulan büyük bir ictimadan ziyade her yıl kurulan büyük bir panayırdı.” (20)
*** Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır(21)
Atatürk’ün gizli kütüphanesi
Murat Birsel anlatıyor:
7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ATV’de konuğumuz oldu, ben de uzun zamandır merak ettiğim bir hususu kendisine sorma fırsatını buldum…
Konu şu: Atatürk’ün öyle çalışmaları, kitapların kenarına yazdığı öyle notlar var ki, bunları bırakın sokaktaki vatandaşı; tarihçiler, uzmanlar bile bilmiyor.
Çünkü bu belgelere ulaşamıyorlar!
Bu belgelere ulaşmanın yolu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olmak!
Cumhurbaşkanı olduğunuzda, arzu ederseniz bu belgeler aracılığıyla Atatürk’ün çok özel dünyasında bir yolculuğa çıkabiliyorsunuz.
Kenan Evren’e işte bu -gizli kalan- kitaplığı sordum…
Ve böylece varlığı bir Cumhurbaşkanı tarafından teyit edildi, ayrıca Kenan Evren’in oradaki kitapları okuduğu da ortaya çıktı.
7. Cumhurbaşkanı Evren’in anlattıklarına göre Atatürk hemen hemen hiç bir belgeyi atmamış…
Örneğin bir dönem -yarbayken- bir bayanla arkadaşlığı olluyor, Mustafa Kemal bunu kendine not şeklinde düşüyor. Belli ki detaylı… Kenan Evren “Meyili var ama pek ileri gitmemişler” diye resmi ortaya koyuyor.
Atatürk kendine gelen mektupları da arşivlemiş ve bu mektuplar arşivi de Çankaya’da.
Kenan Evren anlatıyor…
“Bir tanesi sınıf arkadaşından, çok samimi bir arkadaşından gelmiş. Öyle küfürlü bir mektup ki… ‘Bana bak’ diyor ‘Sen şu şu iyiliği bana yapmıyorsun’ diyor. Bunları bile saklamış, havale etmiş. Neden? Kendine güveni var. Yoksa yırtar atar. ‘Bunlar kalsın’ demiş arşivde, bir zaman gelir, bizden sonra gelenler okur.”
Cumhurbaşkanı bunları böyle anlatırken, zaten heyecanlı bir konuda, tempoyu daha da yukarı çekiyor…
- Bir tane de, tek bir nühsa olan bir kitabı var, onu söyleyemem.
- Neden efendim, sır mı?
- Sırdır.
- Devlet sırrı mı?
- Devlet sırrı değil de… Burada (ATV Haber Ana Haber, canlı yayın) bahsetmem doğru değil. Kötü bir şey değil.
- Neyle ilgili?
- Dini bir kitap. El yazması. Kenarına çıkmalar yapmış.
***
Böyle bir bilinmeyen külliyat var, Çankaya Köşkü’nde…
Neyi aradığınızı biliyorsanız, form doldurup, izin alıp özel kütüphanede, onları asla dışarı çıkarmadan okuyabiliyorsunuz.
Bu kütüphanenin bir de gizli bölümü var ki…
Cumhurbaşkanı olmadıkça okuyamıyorsunuz!
Bu arada eski Türkçe okuyabilmekte büyük fayda var çünkü Atatürk’ün önemli notları -kendi kendiyle yazılı konuşmaları- eski Türkçe!
Keşke Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bu külliyatı eski Türkçe olanlar dahil -bütün gizli dokümanlar dahil- günümüz Türkçesine çevirtse…
Sonra da bu dokümanları araştırmacılara açsa…
Ve Atatürk’ün düşünüp de -belki de – o zaman yapamadıkları ortaya çıksa…
Türk milletine bundan daha güzel bir Cumhuriyet Bayramı hediyesi olabilir mi? (22)
Kaynaklar:
(1) Teklif Dergisi, Sayı 6
(2) Atatürk’ten Düşünceler, Derleyen: Prof. Enver Ziya Karal
(3) Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün Elyazıları.
(4) A.g.e.
(5) A.g.e.
(6) Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, Ist., 1931
(7) A.g.e.
(8) A.g.e.
(9) A.g.e.
(10) A.g.e.
(11) A.g.e.
(12) A.g.e.
(13) A.g.e.
(14) Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün Elyazıları.
(15) A.g.e.
(16) Prof. İlhan Arsel, Teokratik Devlet Anlayışından Laik Devlet Anlayışına.
(17) Hürriyet Gazetesi, Atatürk’ün Gönlündeki Kadın, 8 Mayıs 1988
(18) Kemal Arıburnu, Atatürk’ten Anekdotlar-Anılar
(19) İlkokul 5. sınıf, Din Kültürü ve Ahlak Dersi, sf. 85
(20) Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, İst. 1931
(21) M.Kemal Atatürk – 1926 Andrew Mango, Atatürk Syf.447
(22) Murat Birsel – ATV Ana haber bülteni 21.10.2004
Cumartesi, Mart 21, 2009, 3:08 pm üzerinde
(# tugçe Diyor ki:
Cuma, Mart 13, 2009, 6:17 pm üzerinde
ahaha bize atAtürk olmasaydı ananızı babanızı bilmezdinizi salak zihniyete soruyorum
sanıyormusunuzki o imanlı halk bu ülkeyi?? kafirlere emanet ederdi çanakkalede yüzlerce şehit laik türkiye için ölmedi bunu kafanıza sokun lütfn esir iken mümkünmüdür ibadet
yatıp kalkıp ATATÜRK’E dua et
atatürke dua et di,yen salak zihniyet insana dua etmenin putperestlik oldunu bilmio sanırım ewet tahsin doru sölüo araştırın bakalım gerçek amacı neydi acaba gerçekten bizim anlamamız içinmi yoksa islamı küçültmek içinmi)
çanakkalede binlerce şehit ne için öldü bu vatanı kurtarmak için peki kumandanları kimdi ATATÜRK onun savaş zekası olmasaydı sadece çarpışmakla olcak işmiydi bu savaşı kazanmak ayrıca demişin insana dua etmek putperestlik diye gerizekalı ozman ölen kişinin arkasından nie dua okuosun eğer atatürk dinimizi küçültmek isteseydi yanlış çevirtirdi türkçeye kuranı öle bişey yapmışmı hayır ama sizin gibi örümcek kafalılar böyle aksettirio insanlara
Salı, Mart 24, 2009, 12:27 am üzerinde
nie atatürkün din için söylediği gerçek sözleri yayınlamıonuz ben yazdım ama denetim beklio zihniyetiniz belli işte
Salı, Nisan 14, 2009, 11:45 pm üzerinde
Arkadaşlar çoğumuz bilgisizce konuşuyoruz. Ben güneydoğu kökenliyim ve ülkemi seviyorum. Fakat Doğuluların ve Batıdaki Türklerin geleneklerinden ve Dininden kopuşunu ve körü körüne Batıya bağlanışının nedenini kendime sürekli soruyorum. Bakın işte bazı kürtlerde Barzani işbirlikçisini kendi büyük lideri gibi görüyor. Ama bilmiyorlar ki başından beri Barzaniler Amerika ve İngilizlerle işbirliği içinde! Bizim kaderimiz bu değil. Bu Coğrafyada çok şeyler başarmışız, Türk olan Selçukluların sarayında devlet adamlığı dersi gören Kürt Selahaddin eyyubi, Haçlıları bu coğrafyadan kovmuş. Ama bugün ne Selçuklunun devlet adamları ne de Selahaddin Eyyubi gibi kürt kalmış… O eski sinerjiyi bulmamız lazım bunun için de ilk önce yorumcu tarihten uzak durup yorumları kendimiz objektif biçimde yaparak araştıracağız… Allaha emanet olun kardeşlerim.
Çarşamba, Nisan 15, 2009, 12:16 am üzerinde
tahsin gerzeği… anan baban yaşarken veya öldüğünde seni yetiştirdikleri için dua etmiyormusun sen? putperest mi oluyorsun dua edince. Bağnaz gerizekalı… Off allahım ya atatürk’e bok atmak için bin dereden su getiriyorsunuz bir boka da yarasa canım yanmıcak.
Çarşamba, Nisan 15, 2009, 12:19 am üzerinde
tahsin yanlış oldu, tuğçe olucaktı, alıntı yapmışın farkedemedim.
Salı, Nisan 21, 2009, 1:53 pm üzerinde
200 yıl sonra ,torularımız ,eğer bu gidişata son vermezsek en ağır lanetleri ve soruları yöneltecekler bize! Bu ülke hiç cesaretli bir aydın yetiştiremiyor mu ki, bu ingiliz eniklerini bu ülkeden atsın? Koç imparatorluğuna son versin? Bu ülkede Doğu ve Türk-İslam kültürnü seven, cesaretli bir devlet adamı veya Asker yok mu? tamam cahil halk önüne konulanı yutuyor diyelim bu aydınlar ne diye susuyor? yüzbinlerce farkında olan insan niye susuyor? korkak mıyız?
Çarşamba, Mayıs 27, 2009, 1:12 am üzerinde
atatürk ilke ve inkilablari türkiyeye ve onun halkina aci, gözyasi ve kandan baska pek birsey getirmedigi kanaatindeyim, hala üniversite kapilarinda okumak ve tahsil görmek isteyen bayanlar basörtüsü sebebiyle okumakdan ve bilimden mahrum ediliyorlar, tabiiki atatürk ilke ve inkilablari adina, bumu cagdaslik? böylemi muasir medeniyetler seviyesine ulasacagiz? diger taraftanda kemalistler haril haril “haydi kizlar okula” kampnyalari yürütüyorlar, bu ne perhiz, bu ne lahana tursusu? biz bu kafayla zor muasir medeniyetler seviyesine ulasiriz..yazik
Çarşamba, Haziran 3, 2009, 7:14 am üzerinde
İbne olduğu karısı tarafından belirtilmedtedir atatürk ün bi yazıda.1975de latife hanım öldükten sonra tuttuuğ günlüklere el koyulur ve 30 yıl kamuoyuna açılmayacağı yasası getirilir.2005te bu süreç biter.tabi anı kitabı türk dil kurumundadır.türk dil kurumu başkanı tvlerde günlerce açklamaya yapacağını söyler ama mahkeme kararıyla tekrar açıklanması yasaklanır.güya bi paşanın oğlu Vedad diye tüysüz bi oğlanla atatürkü ağaçlık bi yerde yakalamış bu yüzden dayanamayarak yeter artık bu sapkınlıkların demiştir ataya ve ayrılmıştır
Çarşamba, Haziran 10, 2009, 5:52 am üzerinde
Burada Turkum deyip acikca veya gizlice Muslumanlara saldiranlarin hic birisi Turk degildir. Selanik picleri MUMSONDU urunu olduklari icin kafadan sakat oluyorlar ne bok olduklarini anlamayacagimizi zannediyorlar. MASON KEMALin maskesi dustugunden beri eceli gelen kopek misali iyice kudurmaya basladilar.
Arap gerici derken Muslumanlari kastederler.
MUMSONDU cocuklarini aramizda barindirmayalim.
Pazar, Haziran 14, 2009, 10:01 am üzerinde
ama atatürkde yahudi o seyh dediklerin gercek seyh degilki
Pazar, Haziran 14, 2009, 4:55 pm üzerinde
hic de degil atatürkün savas zekasi yoktur
Pazar, Haziran 14, 2009, 4:56 pm üzerinde
eger atatürk gercekten kurtarsaydi devlet müslümanlarin elinde olurdu
Çarşamba, Haziran 24, 2009, 11:45 pm üzerinde
Biraz daha rezil olalim bakalim ! kendi ecdadina kufreden islam dinini begenmeyen seriata dusman , hilafete dusman bir millet olduk aman Allahim ! islamin bin sene sancagini tasiyan bu millet en buyuk islam dusmanlarindan oldu çikti ! Hesap gununde sorguya cekilecegiz sana akil verdik niye kullanmadik diyecekler ! kemalistler koç imparatorlugana aydin dogan kralligina hizmet ediyorlar masonlar,sebataylar en buyuk Ataturkculer zaten. aydinmista cagdasmista laik ve demokratmista bre akilsiz adam once insan olmaya calis kul olmaya calis !
Pazar, Haziran 28, 2009, 8:22 pm üzerinde
Soyunu siktigimin arabi.
MÜSLÜMAN = ARAP
TENGRI = TÜRK
Salı, Haziran 30, 2009, 8:00 pm üzerinde
yahudi cifitlari Türklük maskesini takarak islama saldiriyor .
Türk=müslüman
islama saldirarak Türkçülük yapan ya yahudi yada yahudi usagidir.
Çarşamba, Temmuz 1, 2009, 11:59 pm üzerinde
Ey Osmanlilar!
Biz osmanli özgürlük komitesi olarak, sultana hizmet eden sadik erler ariyoruz, ta ki sultani degerleri yeniden hayata gecirebilelim.
Bizim amacimiz, kanun-i Esasi anayasasi ile, demokratik ve sultani degerler ile bir devlet kurmaktir.
Bunu gerceklestirmek icin, sahip oldugumuz tüm kudreti ortaya koyup osmanli torunlarini birlestirme cabasindayiz, zira kemalist diktatörlügüne bir son verilebilmesi amaciyla.
Allah rahmetini üzerimizden eksik etmesin ve kemalistlere karsi basarili ve galip kilsin.
Wsalam
Yusuf Can
Salı, Eylül 29, 2009, 10:45 am üzerinde
ey kultekin alanbay sen ahmagin kafirin cahilin tekisin.