Osmanlı’nın Yıkılışında İngiliz-Yahudi İşbirliği ve Ladini (laik) T.C. Devletinin Tesisi:

Son İslâm Devleti olan Osmanlı Devleti ve Hilâfet hem İngilizlerin sömürü emelleri önünde bir engel ve sömürgeleri için bir tehlike teşkil ediyordu. Hem de yahudilerin Filistin’de devlet kurmaları önünde bir engel teşkil ediyordu. İşte bu ortak tehlikeyi bertaraf etmek hususu; İngilizleri, yahudiler ve dönmeleri kullanmaya, yahudileri ve dönmeleri İngilizlerin gücüne sarılmaya sevk etmiştir. Bu İngiliz-Yahudi işbirliği ile Osmanlı ve Hilafet yıkılmış ve yine bu işbirlik ile laik (kâfir) T.C. Devleti kurulmuştur.

– Laik (kâfir) T.C. Devleti kurulduktan ve Hilâfet’i ortadan kaldırdıktan sonra Lozan-1924 Anlaşması ile İngilizler T.C. Devleti’ne hem bir coğrafi sınır hem de bir siyasi çerçeve çizip kendi haline bırakmıştır. laik (kâfir) T.C. Devleti kendisi için belirlenen bu sınır ve çerçevede kaldıkça İngilizlerin maslahatını korumuş ya da maslahatına hizmet eder olmuştur. Bu çerçevenin dışına çıkmadıkça dahili icraatlarında laik (kâfir) T.C. Devleti’ni kendi haline bırakmıştır. Böylelikle iktidar dönmelerin (Türkiye’deki gizli, yahut sabatayist yahudiler) elinde kalmıştır.

– Dönmeler, Sabatay Sevi zamanından beri Balkanlarda, Edirne’de, İstanbul ve İzmir’de bazı Bektaşi, Mevlevi, Melaimi, Halveti ve hatta bazı Nakşi tarikatlarına sirayet etmişler, onların bugünkü çeşitleri, adetlerinin mimari olmuşlardır. Mesela; Bektaşilik’teki “mum söndü” olayı, Mevlevi’deki çeşitli inanış ve adetler gibi. Cumhuriyetten sonra da genelde tarikat, tekkeler, zaviyeler yasaklandığı halde bu üç tarikata dokunulmamıştır. Ve bazı tarikat şeyhlerine de dokunulmamıştır. Bu tür sirayetler onları bu toplum içinde çok iyi kamufle etmiş, toplum onları pek fark edememiş, onları kendilerinden sanmışlardır. Mesela, şu anda Ankara’da Bektaşi tarikatının iki önemli dede-babası dönmedir. Mevlevi tarikatı şeyhi dönmedir.

– Laik (kâfir) T.C. Devleti kurulduğunda Anadolu’da halk yaşlılar, dul kadınlar, sakatlar ve çocuklardan müteşekkil idi. Osmanlı’nın son zamanındaki sürekli savaşlar ve sözde Kurtuluş Savaşı esnasında toplumun gençleri, aydınları, alimleri adeta katledilmiştir. Mesela; diktatör Mustafa Kemal’in de iştirak ettiği Anafartalar ve Çanakkale savaşında takriben 500 bin Anadolu toplumunun genci ketledilmiştir. Daha sonra da laik (kâfir) T.C. Devleti çeşitli katliamlar yapmıştır. Buna ilaveten İslâm’a karşı topyekün savaş ilan edilmiştir. İslâmî kurum, kuruluş ve kavramlara yönelik devrimler ardı ardına gelmiştir. Bunlardan birisi de Harf Devrimi’dir. Bu devrim ile halkın tamamı bir gecede okuma yazma bilmez konuma getirilmiştir. Meydan tamamen latin harflerini bilen dönmelere (yahudilere) kalmıştır. Onlar bu yeni devrimin içerdiği eğitimi hem kendi açtıkları özel okullarda almıslar, -Fevziye Liseleri, Işık Lisesi, Terakki Lisesi, Robert Koleji, Galatasaray Lisesi v.b. okulları Fransız, Amerika, İngiliz finansörlüğü ile dönmeler açıp yürütmüşlerdir- hem de Avrupa’ya gidip çeşitli dallarda eğitim almışlardır. Ayrıca Harf Devrimi, bu halkı bütün kültürel, tarihi ve İslâmî kaynaklarından koparmıştır. Toplum kültürel köklerinden kopuk şaşkınlar topluluğuna dönmüş, bir anda bir kompleks/aşağılık duygusu oluşturmuştur.

– Böylelikle bu toplumun muallimleri, doçentleri, aydınları, yöneticileri dönmeler(gizli yahudiler) olmuştur. Devletin önemli kurumlarında önemli yerlerde özellikle de ordu içinde tamamen onlar hakim olmuştur.

– Nitekim laik (kâfir) T.C. Devleti’nin başından bu güne kadar gelen Genel Kurmay Başkanlarının tamamına yakını dönme(gizli yahudi)dir. Bugün de yine önemli yerlerde olanlar onlardandır.

– Millete laik (kâfir) T.C. devletinin kurucusu ve bir kahraman olarak gösterilen diktatör Mustafa Kemal‘in kendisi de yahudilerin sahte mesihi Sabatay Sevi’nin soyundan gelen inançlı bir dönme (gizli yahudi)dir.

– Laik (kâfir) Cumhuriyet Devleti’nin ilk günlerinde çıkan gazete, dergilerin özellikle de harf devriminden sonra çikan gazete, dergilerin, sanatçıların, sinema, tiyatro sektörünün radyo ve TV’nin tamamı dönmelerin hakimiyetinde Ermeni, Rum azınlıkların elinde olmuştur.

– Dönme olmayanların çıkardığı gazete ve dergiler bu güne kadar ve bugün de dahil halen cılız ve çok zor şartlar altında yayınlarını sürdürürler.

– Türkiye’de büyük holdingler, servet sahipleri, TÜSİAD üyelerinin tamamına yakını ya yahudi ya da dönmedir(gizli yahudi).

– 1950’ye kadar CHP’nin yöneticileri, ondan sonra DP, AP v.b. partilerin yöneticilerinin büyük kesimi dönme ya da masondur. Şu andaki partilerden DSP, CHP, DYP, ANAP, MHP’nin başkanlarından Bülent Ecevit, Altan Öymen, Tansu Çiller dönme’dirler. Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli’nin ise dönme ya da Ermeni olma ihtimalleri var. Demirel’in masonluğu malumdur. Fakat dönme olma ihtimali de vardır. İnönü’ler dönmedir.

– Yakın zamana kadar YÖK’ün başkanı olan Kemal Gürüz, İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ve önemli üniversitelerin rektörleri dönme’dirler.

– Yine yakın zamana kadar parlamentoda yahudi ve dönme milletvekilleri oldukça fazlaydı.

– İsrail’in kuruluşu esnasında Türkiye’de aktif rol almışlardır. 1943’de çıkartılan varlık vergisi uygulamaları ile Almanya ve Avrupa’dan Nazi tehdidi ile kaçıp Türkiye’ye gelen ve daha önce Türkiye’de var olan yahudilerin ve bir kisim dönmelerin Filistin’e göç etmeleri sağlanmış ve takriben bu uygulama ile 100 bine yakin yahudi ve dönme Filistin’e Türkiye’den göç etmeye zorlanmıştır. Bu uygulama aynı zamanda Avrupa’dan gelen yahudi göçünü Filistin’e kanalize etmiştir. Bunun dışında İsrail’in kuruluşunda T.C. Devleti’nin ne gibi rol aldığı ayrıca inceleme konusudur.

– İsrail kurulunca da onu ilk tanıyan devletlerin başında laik (kâfir) T.C. Devleti olmuştur, çünkü laik (kâfir) T.C devletini de aynı etnik kökene mensup kişiler kurmuştur.

– Aslen bir dönme olan İsrail’in ikinci Cumhurbaşkanı Izak Ben-Zwi, Türkiye’den giden Sabataycılardan/dönmelerden olduğu söyleniyor. Nitekim İsrail Başbakanı Ben Gurion, Dışişleri Bakanı Golda Meir, Dışişleri Müsteşarı Simon Peres ve Genel Kurmay Başkanı Zui Zur ile birlikte 28 Ağustos 1958 günü Türkiye Başbakanı Adnan Menderes ile görüşmek için gizli bir ziyaret yapmış olması da dikkat çekicidir.